Tüm Tarihi ve Aşamalarıyla İnternet

Reklam Alanı 4
Reklam Alanı 6

Sonsuz bilginin kesintisiz sağlayıcısıdır internet. Dünyada bu karmaşık ağ kurulduğu ilk günden itibaren günümüze kadar önemini hiç kaybetmeden sürekliliğini sağlamıştır. Hayatımızın neredeyse tamamını kaplar hale gelen bu çılgınlık nedir ve nasıl ortaya çıkmış olabilir? Tüm bu soruların yanıtını yazımızda ele alacağız.

İnternet Nedir?

Ağların arasında haberleşmeyi sağlayan sistemler bütününe internet denir. İki farklı İngilizce kelimeden meydana gelmektedir. “İnter = arası” ve “net = ağ” demektir. Bu kelimelerin birleşmesiyle oluşan anlam “ağlar arası” şeklinde Türkçe’ye geçmektedir. İki veya daha fazla bilgisayarın birbiriyle haberleşmesini ve dosya transferi yapabilmesini sağlamaktadır. Daha farklı olarak anlatmak gerekirse, dünya ağına bağlı tüm bilgisayarların üzerinde elimizdeki yetkiye göre gezinti yapabildiğimiz bilgisayar topluluğudur.

İlk Bilgisayar Ağı ve Arpanet

Bilgisayarlar arası ilk ağ 1969 yılında kurulan Arpanet ağıdır. Bu ağ, Amerikan Gelişmiş Savunma Araştırmaları Dairesi Ağı’nın kısaltılmış halidir. Kuruluş amacı soğuk savaş döneminde askeri destek sağlamaktır. Sistemin temel görevi, üniversite ağları arasında bilimsel araştırma yapanların birbirleriyle ağ üzerinden iletişimini sağlamak ve dosya paylaşımlarına olanak tanımaktır.

Arpanet Sonrası WEB’in Geleceği

Arpanet her ne kadar interneti insanların hayatına sokmaya başlasa da 1970’li yılların başında kişisel bilgisayarlar olmadığı için insanların karmaşık sistemleri öğrenmesi gerekmekteydi. Bu olumsuzluğa rağmen Arpanet üzerine çalışma yapanların sayısı güç geçtikçe arttı. 1970-1980 yılları bu teknolojinin en hızlı gelişme gösterdiği yıllardır. İnternetin hayatımızın vazgeçilmezi olmaya başlaması ise 1991 sonrasında başlamıştır.

O zaman için dev olarak algılanan bu yapı kurulduktan sonra günümüzün önemli kavramlarından birisi olan elektronik postayı hayatımıza soktu. 1972 yılında Telnet protokolü imzalandı. Bu dönemlerde erişim sadece devlet tarafından ve üniversite grupları tarafından kullanıldığı için herhangi bir güvenlik önlemi de alınmıyordu. Güvensiz bir ağ yapısı vardı.

1973 yılına gelindiğinde sayıları az olan web sitelerinin birbiriyle bağlantılarını sağlamaları için FTP protokolü geliştirildi. 1983 yılında TCP/IP protokolü Amerika Savunma Bakanlığı tarafından resmen kullanıma başlandı.

İnternetin İcadı

Bu icadın temelleri bir aşka dayanmaktadır. Arpanet’in geliştirilmesinde önemli bir rol alan genç matematik mühendisi ve onun sağır karısı arasındaki bir aşktı bu. Karısı telefon ile iletişim kuramıyordu. Çocukları okuldayken Arpanet ile bir iletişim sağlanabilirdi ancak o zamanlar WAP ağı kullanımı sivillere açık değildi. O da bu erişimin sivillere açılmasını sağladı ve internetin mucidi ünvanını aldı. Bu kişi Vinton Cerf’ten başkası değildi.

Ağların sayısı artmaya başlayınca bağlantı sağlamakta zorlaştı. Bunu kolaylaştırmak için devreye alan adları yani domainler girmeye başladı. symbolics.com  alınan ilk alan adıydı. Günümüzde ise alan adına sahip olan 150 milyarın üzerinde web sitesi olduğu tahmin edilmektedir.

(internetin babası olarak tabir edilen Vinton Cerf)

Arpanet’in Sonu Web’in Doğuşu

1980 sonlarında yapılması gereken tek şey bu ağın herkesin kullanımına açılmasıydı. Bu da Arpanet ile zor olacaktı. CERN içerisinde mühendis olarak çalışan Tim Berners Web’in ilk temellerini attı ve dünyada WWW(W3) kullanılmaya başlandı.

Web’in en büyük özelliği kapalı bir sistem olmamasıydı. Bu da web sayfalarına erişimi kolaylaştırdı ve web için içerikler, yazılımlar üretilmeye başlandı. Web site sayısının çok fazla artış göstermesiyle de WEB’de gezinmek karmaşık bir hale büründü. 1995 yılında Yahoo! ve 1998 yılında Google gibi arama motorları bu durumu kolaylaştırmak için ortaya çıktı. Web en parlak dönemlerini 2000 yılı başında 10 yıl içinde yaşamıştır. Belirtilen bu dönem içinde online alışveriş siteleri kurulmuş ve bankacılık hizmetleri internet üzerinden verilmeye başlanmıştır. Bunların yanı sıra Facebook ve Twitter’da bu dönemde ortaya çıkmıştır.

İnternete Bağlanma Yöntemleri

Bu çılgın ağa bağlanabilmek için belirli bir ücret ödeyerek “Servis Sağlayıcı” üzerinden hizmet satın alınması gereklidir. Bu, gerekli olan bağlantı da telefon hattı ile olmaktadır. İlk olarak Dial-up  diye adlandırılan bir bağlantı vardı. Sonrasında yerini daha aşina olduğumuz ADSL aldı. ADSL diğerine göre daha hızlıydı.

Bu denli vazgeçilmez olmasıyla da Wi-Fi olarak adlandırılan kablosuz ağ geliştirildi. Bu yöntem ile radyo sinyali gönderilip kablosuz bağlantı sağlanmaktaydı.

Ve Nihayet Mobil Erişim

Mobil erişim yani cep telefonlarıyla WEB’e bağlanma fikri ilk olarak Nokia tarafından ortaya atıldı. Nokia ürettiği 7110 model telefonu için WAP adı verilen teknolojiyi kullandı ve kablosuz olarak internete bağlanmasını sağladı.

2000’li yılların başında ise bilgisayar üreticisi olan Apple, bilgisayar üretiminin dışında bilgisayarın merkezde olacağı dijital teknolojik ürünler üretmeye başladı. Bu üretim iPod ile başladı ve sonrasında iPhone ve iPad ile devam etti. Cihazların en büyük özelliği erişim ağı ile bağlantı kurmalarıydı. Bu dönem sonrasında da erişim artık mobil hale gelmiş ve cebimize girmişti. 2G ardından 3G şimdi ise 4,5G kullanılmakta çok yakın bir zamanda da 5G geçişi yapılarak erişim hızına hız katılacak.

erişim

İnternet gelişiminin son dönemlerinde popüler hale gelen bulut teknolojisi de yerini aldı. Bu teknoloji ile WEB ağı üzerinde veri saklanabilir hale geldi. Bulut teknoloji ile yüklemiş olduğunuz verilere bağlantının olduğu her yerden erişim sağlayabilmektesiniz. Tarihçesini hazırladığımız bu insan buluşu karmaşık yapı ihtiyaçlar doğrultusunda sürekli olarak bir gelişme göstermektedir ve sürekli de gelişmeye devam edecektir. İlerleyen zamanlarda bize nasıl teknolojik gelişim ile dönüş yapacak o da ayrı bir merak konusu.

Reklam Alanı 5

Soruya Cevap Veriniz *

Reklam Alanı 7

Üye OlŞifremi Unuttum